Alternatif Tıp Kanser Tedavilerinde Kullanılabilinir mi?
Giriş Kayıt

Login to your account

Username *
Password *
Remember Me

Create an account

Fields marked with an asterisk (*) are required.
Name *
Username *
Password *
Verify password *
Email *
Verify email *
 

Alternatif Tıp Kanser Tedavilerinde Kullanılabilinir mi? Özel


 Kanser Tarihçesi, İnsanlığı var oluş tarihi ile başlar.

 4000 yıl önceki Sümer papirüsleri kanserli olgulardan bahseder, örneğin mide kanseri hakkında çeşitli bitkisel karışımlar ya da bunlardan türetilmiş değişik ürünler tavsiyelere rastlanır
 Mısır papirüslerinde elde edilen bilgiler MÖ 2500 yılında, Mısırda kanser hakkında zamanın doktorlarının bilgisi olduğu ve zaman koşularına göre mücadele ettiği bilinmektedir. Bu dönem hakkındaki bilgilere papirüsler ile ulaşıyoruz. 1862 yılında Edwin Smith adlı bir antikacının ve Mısır dil bilimcisinin Mısır Luksor kentinde aldığı bir papirüste, meşhur hekimi olan İmhotep ve onun öğretilerinden bahsedilmektedir. Bu öğretilerde kanserden bahsedilmektedir.
 Kemoterapinin ilk kullanımı ikinci dünya savaşı sonrasıdır.
 Hardal gazı (mustard gas) ilk kez birinci dünya savaşında kullanılan biyolojik bir silahtır.
 Gaza maruz kalma sonucu ciltte sulu yaralar, körlük, akciğerde sıvı birikimi, akciğer yetmezliği ve kemik iliğinin baskılanması gibi ölümcül etkiler ortaya çıkar.
 Yale Üniversitesinde çalışan iki ilâç bilimci, Louis Goodman ve Alfred Gilman, mustard gazının kemik iliği baskılama özeliği nedeniyle kanser tedavisinde kullanılabileceğini ilk düşünenlerdir.
 Farelerde yaptıkları çalışmalar tümörün belirgin olarak gerilediğini gösteriyordu. Nitrogen Mustardın artık insanda denenebileceğine inanmaya başlamışlardı. Nitrogen mustardın bir örneği olan “mustine” isimli bileşiği, 48 yaşında radyasyon tedavisine yanıtsız bir lenfoma olgusuna uyguladılar.
 İlacı ne dozda ve ne kadar süre verecekleri hakında bir fikirleri olmayan bilim adamları, birbirini izleyen 10 gün boyunca ilacı farklı dozlarda denediler. Sonuç, hastanın tümör kitlesinde ikinci gün yumuşama olmuş ve tedavi sonunda belirgin bir küçülme ortaya çıkmıştı. Fakat elde edilen bu yanıt geçiciydi ve hastalık kısa sürede tekrar etti.
 Gilman ve arkadaşları Yale Üniversitesinde 67 hastaya ilacı uyguladılar. İkinci Dünya savaşı sürüyordu, bilgileri askeri sır olarak sayılıyordu, makalelerini ancak savaştan sonra 1946 yılında yayınlandı.
 Bu makalenin onkoloji tarihinde ki yeri, kanseri ilaç ile tedavi etmek. Mısırlıların ilk kez şifalı otları hastalıkların tedavisinde kullanmaya başlamaları kadar önemli tarihsel bir olaydır. Modern onkoloji tedavisi bu makale başlangıç olarak alınabilinir
 1947 Sindey Farber, New York’da antifolatı lösemili çocuklarda kullanarak, kemoterapi kavramını kanserle olan mücadele gündeme sokuyor. Bonadonanın 1970 yılların sonlarında CMF rejmininin meme kanserinde kullanılmaya başlanmasıyla uzun yıllar kemoterapi kanserle mücadelede önemli silah olarak görüldü.
 1990 yılların sonu ve 2000 yılların başlarında hedefe yönelik tedaviler kanser mücadelesinde yerini aldı. Bu jenerasyonun ilk örneği FDA 2001 yılında onayladığı bcr-abl füzyon genin tirozin kinaz aktivitesini inhibe eden Glivec molekülün kronik myeloid lösemide kullanılmasıdır. Bu buluştan sonra çok sayıda kanser türünde çok sayıda hedefe yönelik molekül günlük pratiğe girdi.
 2013 yılında İpilimumab adlı molekül agresif cilt kanseri olan maling melanomda uzun yıllar sonra ilk defa hayatı uzatan sonuçları açıklandı. Bu çalışmayla beraber immünoterapi çok sayıdaki kanserde tedavi yerini aldı. 2015 Amerikan ulusal kanseri kongresinde Pemriluzumab adlı immüno tedavi 13 ‘den fazla kanser türünde kullanılmasıyla ilgili verileri sunuldu. Bu makaleden sonra immüno tedavi kanser mücadelesinde devreye girdi ve giderek artan sayıda başarılı çalışma yayınlanıyor, yayınlanacak
 1990 başlarında ısırgan oto modası vardı. Bir insan ısırgan otu ile kanseri tamamen tedavi ettiğini, Amerikalıların kendisinden bilgi aldığını ileri sürüyordu.
 Peki, aktarlarda, ya da güzel ambalajlarda satılan FDA, ya da sağlık bakanlığı onayı olmayanlar bu hastalıktan muzdarip olan insanlar için tedavi desteği ya da tedavi için destekleyici olabilir mi?
 Faz II ya da faz III onayı olmayan hiçbir ilaç ve ilaç benzeri ürünler olamaz. Olsaydı bu aktar ürünleri veya sentetikleri ilaç olarak kullanılabilirdi
 Söylediklerimi somutlaştırmak için Taksan olarak adlandırılan, meme, mide, over, akciğer, prostat, baş boyun, sarkom vb. tümörlerde kullanılan kemoterapik ilacının kanserde ki kullanımı aşağıda anlatacağım
 Amerikanın Kanserojen Enstitüsü (National Cancer Institut=NCI) tarafından 1958 yılında kansere karşı etkili olabilecek bitkiler üzerinde araştırma yapılmaya başlanmış ve 1983 yılına kadar 30.000 bitki incelenmiştir. Bu incelemelerin sonunda Pasifik porsuk ağacının kabuğundaki Taxolun kansere karşı etkili olduğu belirlenmiştir(Bunun gibi çok sayıda molekül)
 Pasifik Porsuk Ağacı, Taxaceae familyasından, Taxus cinsinden. Türkiyede; Kuzey Anadolu, Toroslar bölgesinde genelde yetişir. Uzun ömürlü, 2000-3000 yılık olanlar vardır. Yaprakları oldukça zehirlidir. Kızıl deriler zehirli ok uçları bu ağaçtan elde etmişler. NCI ilk çalışmalarında; bir gram taksol elde etmek için, yüz kadar prosuk ağacı gerekmiştir.
 Bu nedenle 1994 yılında, Kanserojen Enstitüsü bir firma ile anlaşarak sen tetik ilaç üretilmesini kararlaştırmışlardır. Avrupa porsuk ağacının yapraklarında yüksek oranda Taxan ve türevleri içerdiği tespit edilmiş ve Docetaxel elde edilmiştir. Docetaxel kanserli hücrelerin bölünerek çoğalmasını önler ve kanserli hücreler zamanla ölerek yok olur.
 Alternatif tıp da kullanılan bu karışımların, bitkilerin ciddi karaciğer bozukluklarına yola açtığı
 Bu karaciğer zedelenmesin %2-%16 oranında olduğunu
 Bu zararlı etki kullanılan maddeye bağlı olduğu gibi, steril olmaması nedeniyle içinde enfekte organizmaların(mantar, bakteri, virüs) olmasıyla da zarar verebiliyor.
 Amerika da, göç eden kültürlerle birlikte çok sayıda, değişik bitkinin kullanıldığı
 Amerika da bu pazarın yılda %3 artarak, 2010 verilerine göre 5.3 milyar dolar olduğu
 Özelikle warfarin gibi ilaçlarla sık etkileşime girdiği ve buna bağlı istenmeyen yan etkilerin olduğu belirtilmiş.
 Türkiye de maalesef hekimleri ve hastaları aydınlatacak bilgiler istenen seviyede değil. Özelikle Çin gibi uzak ülkelerde bu konuda bilimsel çalışmalar yapılıyor.
 Kanıt düzeyi olan ve başka seçeneği olmayan hastalarda olumlu olduğu sonuçlar nadirde olsa vardır
 Benim dikkatimi çeken en prestijli onkoloji dergisinde(Jurnal of oncology), Çin alternatif tıbbın karaciğer kanserli 3 vakıada reishi mantarı olarak adlandırılan Ganoderma lucidum kullanılması ve yanıt alınması (http://jco.ascopubs.org/content/29/11/e288.full).


 SONUÇ OLARAK, MODERN TIP DIŞI MAALASEF SEÇENEK YOKTUR, KANIT DÜZEYİ OLAN TÜM TEDAVİLER ENDÜSTRÜ TARAFINDAN HIZLI ŞEKİLDE PAZARLANMAKTADIR
Yorum eklemek için giriş yapın

Öne Çıkan Videolar